gezdim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezdim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Eylül 2015 Cuma

Bu Hafta Arda'nın Mutfağı'ndaydık


Slm kızlar
Uzun bir aradan sonra arkadaşlarla yolumuz Karaköy'e düşünce ne yapmalı ne etmeli derken aklımıza sevgili Arda Türkmen'in yeni açtığı restorantı geldi. Arkadaşlarla güzel bir  İstanbul Modern sanat galerisi gezisi tamamladıktan sonra çok acıkmış karınlarımızı Arda'nın mutfağında doyurmak için sabırsızlandık.
İntagramdan takip ettiğimiz kadarıyla restorantın adı Forneria&Mükellef olarak geçiyordu. Kısa bir sürede yerini bulduk. Merkezi bir yerde. Bulmak hiç zor değil.
İçeri girdiğimizde bizi güleryüzlü personelleri karşıladı. Bu içten ve samimi davranışlarına hayran kalmamak elde değil.


İçerisi beklediğimden küçüktü. Yalnız iç dekorasyonu çok hoştu. Bizimle ilgilenen çok tatlı bir hanımefendi vardı. Yeni açılan restorantın burası olup olmadığını sorduğumuzda burası olmadığını söyledi. Bizim girdiğimiz yer çok eski restorantı Forneria, yeni açılan restorantı ise Mükellef idi. Her iki restorantta aynı binada. Aslında burası bir otel binası. Giriş katında Fornaria, teras katında ise Mükellef restorantı bulunuyor. 


Mükellef restorant daha çok meyhane tarzında imiş. Biz tercihimizi Forneria dan yana kullanıp, Mükellef'i de görmek amaçlı yemekten sonra terasa çıkmaya karar verdik.Arda beyin ise yukarda olduğunu duyunca bir an önce yemeklerimizi yiyip terasa çıkmak için sabırsızlandık.



Yemeklerden önce bir kaç foto aliim de sizler için bloğuma koyayım dedim :)


Yemeklerimiz gelene kadar hiç sevmediğim (yalan en bayıldığım) şeylerden biri geldi. Sıcacık ekmekler ve tereyağı. Ekmekler mis gibi peynir kokuyordu, tereyağına ise sarımsak katmışlar. Hiç aklıma gelmezdi. En kısa zamanda ben de deneyeceğim.


Ben tercihimi Forneria dana yahniden yana kullandım. Arkadaşım ise erikli dana yahni tercih etti. Her ikisinin de tadı mükemmeldi. Porsiyonlar oldukça büyük ve doyurucu. Et leziz bir yumuşaklıkta. Üstelik çok beklemeden geldi. Menüde çok az sayıda güveç, çok az sayıda balık vardı. Meğer asıl yemekler Mükellef de imiş de haberimiz yok :)





Forneria da daha çok pizza çeşitleri vardı. Diğer arkadaşımın tercihi Akdeniz pizza(patlıcanlı, enginarlı) oldu. O da oldukça lezizdi.



Yemklerimiz bitince teras katına çıkmaya karar verdik. Arda beyle karşılaşmak güzel olucaktı. Yalnız asansör açılınca camlı bir bölmeyi farketmeyince arkadaşım kafasını cama çarptı, bir an ne olduğunu şaşırdık, meğer binanın mimarıyla da aynı asansördeymişiz,küçük çaplı bir gülme yaşandı aramızda, ama içeri girince ağzımız açık kalmadı diil hani. İnanılmaz bir manzaraya sahip çok hoş bir yerle karşılaştık. İlk bakışta mezeler çarptı gözümüze. Çok çeşitli mezeler vardı. Arda Bey yoğun bir şekilde çalışıyordu ama bizi kırmayıp bir fotoğraf çektirdiği için çok teşekkür ediyoruz kendisine. Sonuçta tam yoğun bir vakitte gelmiştik .Neden burada yemedik ki diye bi iç geçirmedik değil ama hemen arkasındaki panoda yazan yemekleri ve mezeleri tatmak için sabırsızlanıyorum, en kısa zamanda tekrardan ziyaret edeceğim burayı.


Çevikliği ve samimiyetini hep takdir ettiğim ve takip ettiğim biri Arda Türkmen. Çoğu tarifini de denemişimdir ve hep başarı ile sonuçlanmıştır. İlham kaynaklarımdan biridir kendisi. Tariflerini denemeye de devam edeceğim hep.



Şu manzaranın güzelliğine bakar mısınız. Yaz bitmeden gelmeniz tavsiye olunur. Yemeklerin gerçek lezzetini işin ustasından yemeniz güzel bir deneyim olacaktır. Hepinize çikolata tadında günler dinliyorum  :)

17 Ağustos 2015 Pazartesi

Kelebekler Vadisi


Konya gezimize tam gaz devam ederken bir dip not vermeden edemeyeceğim size. Kelebekler Vadisi gezimize çıkmadan önce 3 arkadaş Konya'nın meşhur Sille kahvaltısını tatmaya gittik. Konya'nın etli ekmeğinin meşhur olduğunu bilmeyen yoktur. İşte bende size meşhur diğer yanını söylüyorum. Yolunuz Konya'ya düşerse 7 km uzaklıkta yanıbaşında bulunan Sille'ye gidin ve Sille Konak Restauranta mutlaka uğrayın ve bu güzel doğal lezzetlerin tadına bakın.


Kahvaltıda yok yok. Ev yapımı reçellerden, ev yapımı tereyağlarına, güveçte kaşarlı mantardan, sucuklu omlete, doğal yapım peynirlerden zeytinlere, böreklerden sosislere, patates kızartmasından kaymağına ne ararsanız var ve hepsi menünün içinde. Ekstra bir şey almanıza fırsat vermemişler. Haftasonları açık büfe hafta içi serpme kahvaltı veriyorlarmış. Biz hafta içi gittik, iyi ki hafta içi gitmişiz çünkü serpme kahvaltı daha çok hoşuma gidiyor. Bu güzellikleri saatlerce afiyetle yavaşca yedik, maşallah bize. Tabi hepsini bitirmek mümkün değil.


Bu güzel kahvaltıyı aman kaçırmayın derim ve gelelim Kelebekler Vadisi gezimize. Sanırım şanssız bir zamanda geldim çünkü ücretsiz olan vadi ben gittiğim gün ücretli tarifeye geçmiş. Neyse ki 7,5 tl çok büyük bir rakam değil, Biletlerimizi alıp geziye başladık.



İçeri girdiğiniz tek bir yön var zaten, o yolda ilerliyorsunuz.



Yolun ortalarında sizi gerçekten bir vadide gibi hissetirecek doğal bir ortama geliyorsunuz. Burası gerçekten bir vadi gibi. Büyülü bir ormanda yolculuk yapıyor hissine kapılıyorsunuz. Size şansız bir günde gitmişiz dememiş miydim. O gün sanırım kelebeklerde bir sorun mu oluşmuş hastalanmışlar mı ne çok az kelebek gördük vadide. Normalde arkadaşım daha önce gelmiş ve pek çok sayıda kelebeğin uçuştuğunu görmüş, hatta üstlerine falan konuyormuş sürekli o derece çokmuş. Dedim ya şansız bir gündü sanırım üç beş kelebekten fazlasına denk gelemedik.




Yolda bu dolaplara rastlıyorsunuz. İçlerinde koza içindeki kelebekleri görüyorsunuz. Kelebek üretmek için ayrılmış özel bölümler yani.



Yolda ilerleken zorlanmaya başlıyorsunuz. Çünkü içerisi fena sıcak(aslında 26 derece olduğu yazıyor) ve aşırı nemli. Kelebeklerin yaşaması için böyle bir nem gerekli sanırım. Ama nefes almakta zorlanıyorsunuz resmen. Tavsiyem bence kış aylarında gelin :)



Yolun sonunda bu 6 tatlı papağanla karşılaşıyorsunuz. Fena bağırıyorlar, bir ara tırsıp hemen vadiden çıktık ve özel bölmelere geçtik.





Özel bölmelerde farklı şeylerle karşılaşıyorsunuz. Bu bölümde her kelebeğin nasıl bir gelişimden  geçtiği tek tek tüpler içinde kanıtlanarak gösterilmiş. Hepsinin büyüme aşamaları farklı şekillerde oluyormuş onu gördük.






Bu bölümde kelebeklerin nasıl beslendiklerinden ne sevdiklerine nasıl çiftleştiklerine kadar bazı bilgilerini maketlerle anlatmışlar.




Küçük bir de sinema salonu var. 15 dklık bir film izliyorsunuz.



Çeşit çeşit kelebeklerin kurutulmuş halleri sergileniyor.





Koza şeklinde yapılmış bu odalarda da farklı şeyler sergileniyor. Sadece kelebekler değil, arılar, böcekler, karıncalar da var.



Çeşitli böceklerin sergilendiği bölüm.


Sıradan dallar gibi gözükse de içlerindeki canlıları bulun diye yazmışlar. Dal şeklinde böcekler var dikkatli bakarsanız görürsünüz.





Canlıların maketleri, oyuncakları, her bi şeysleri var.


Kelebekler Vadisi gezimiz böyleydi. Güzel bir kahvaltı sonrası Konya'da mutlaka gidilmesi gereken yerlerden biri olarak not alın.
Hepinize kocaman mutlu günler :)







15 Ağustos 2015 Cumartesi

80 Binde Devri Alem Part 2-Dinazorlar (Konya)


Konya daki 80 binde devri alem gezimizde yolumuz bu sefer 80 bin yıl öncesine dinazorlar çağına düşüyor. Eğer tam bir dinazor sever iseniz burası tam size göre. Hayatımda hiç görmediğim dinazorlara denk geldim veeee eğer  gitme yolunda iseniz bir süprizle karşılaşacaksınız. Dinazorların hepsi hareket ediyor. Evet evet hemde hepsi hareket ediyor, ses çıkarıyor. Sanki gerçekten dinazorlar çağındasınız. Boyutlarını gerçek boyutlarıyla aynı yapmışlar.Gördükçe ayy annecimmm iiki o çağlarda yaşamamışız diyor insan. Sizi bu dinazor görselleriyle baş başa bırakıyorum :)